Kötülüğe karşı...

Kısa öykü / öykü, gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktarırken yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay veya durum üzerine odaklanıp okurda yoğun bir etki uyandırması, ironik bir rastlantıyla yaratılan odak noktasının sürpriz sonlara gebe kalması sebebiyle canlıdır, yaşayan edebiyattır.

Yazmak, hayatın yetersizliklerine karşı bir protestodur. Kurmaca olmasaydı, özgürlüğün hayatı yaşanılır kılmadaki öneminin, özgürlüğün bir zorba, bir zümre ya da bir dinin ayakları altında çiğnenmesinin hayatı nasıl bir cehenneme çevirdiğinin daha az farkında olurduk. Edebiyat, birbirlerinden çok farklı insanlar arasında bir kardeşlik duygusu uyandırır ve cehalet ile ahmaklığın insanların arasına diktiği duvarları gölgede bırakır. Evet, kötülüğe karşı, sevginin ve dayanışmanın yanında söylem geliştiren yazarlar olmasaydı umutsuzluk kaçınılmaz olurdu.

Günlerdir evirip çevirip bir öykü kitabını okuyorum. Kitabı baştan sona iki kez okudum. Sonra her gece rastgele bir sayfasını açıp bir öykü okuyup uyudum. Her seferinde yüzümde tebessümle geceyi seyre daldım. Ben aslında öykü okumayı pek beceremeyenlerdenim ama Pelin Buzluk'un "Yer Değiştiren Sular"ını elimden bırakamıyor, çantamda taşıyorum. Evet, dikkati dağınık, biraz tedirgin ve kaygılı biriyim; haliyle bunlar okumalarıma, yazma çalışmalarıma, hatta gündelik yaşamıma da yansıyor. Kitabı bitirip kapattığım an genelde öyküler silikleşir zihnimde, fakat sekiz sene aradan sonra kavuştuğum öykülere dönüp durdum ve devam ediyorum düşünmeye, düşlemeye.

Tomris Uyar’ın “Gerçek bazen gerçeğe tıpatıp benzemeyebilir. Gerçekçi sanatçı, eğer sanatçıysa bize yaşamın sıradan bir fotoğrafını sunmaya çalışmaz, tam tersine gerçekten daha üstün, daha çarpıcı, daha inandırıcı bir gerçek önsezisi aşılar bize. Sanatın özü, önsezinin belli bir biçimde kullanılışı, ustalıklı, bulgucu geçişler aracılığıyla ve yalnız kurgu becerisiyle, önemli olaylara güçlü bir ışık tutup geri kalanları arka plana alarak vermektir. Kısa öykü tek başınalığa dayanan kişisel bir sanattır. İnsanoğlunun yazgısına yöneltilmiş içli bir çığlıktır” sözleri aklımdan çıkmaz benim.

Kısa öykü / öykü, gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktarırken yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay veya durum üzerine odaklanıp okurda yoğun bir etki uyandırması, ironik bir rastlantıyla yaratılan odak noktasının sürpriz sonlara gebe kalması sebebiyle canlıdır, yaşayan edebiyattır. Yazınsal bir kurgunun uzunluğunun insanı etkilemede ölçüt olarak kabul edilemeyeceğinin kanıtıdır ya öyküler, Buzluk'un öyküleri gibi özenle kurgulanmış olanları efsunlu bir şölenin kapılarını aralar okura.

Yazarın 1993'teki Pelin'e ithaf ettiği on öyküden oluşan kitabı; dostluğu, direnişi, dayanışmayı, aşkı resmediyor. Zavallı İsmet'i, atanamayan inşaat işçisi öğretmen Hüseyin'i, Aydan'ın mahcup yüzünü, beklemeye alışan Neval'i, Ali'nin şaşkınlığını, Bihar Hanım'ın mutluluğunu, Hacer'in yangınını, Hamza'nın korkusunu, Baki Bey'in yok oluşunu, Serkan ile arkadaşının utancını, ölmeden önce aklını yitirmekten korkan halanın kaygılarını kanlı canlı hissediyoruz.

Pelin Buzluk

“Gerçek bazen gerçeğe tıpatıp benzemeyebilir. Gerçekçi sanatçı, eğer sanatçıysa bize yaşamın sıradan bir fotoğrafını sunmaya çalışmaz, tam tersine gerçekten daha üstün, daha çarpıcı, daha inandırıcı bir gerçek önsezisi aşılar bize." Zamanla olağanlaşan durumların sıra dışı resmini yapan, özenli kelimeleriyle ve kurgusuyla özgürlüğün hayatı yaşanılır kılmadaki önemini vurgulayan yazarlardan biri Pelin Buzluk. Yazmak ve pek tabii okumak hayatın yetersizliklerine karşı bir protestodur. Kötülüğe karşı, sevginin ve dayanışmanın yanında söylem geliştiren yazarlar ve onları okuyanlar olmasaydı dünya yaşanılır olmazdı.

Künye:

- Yer Değiştiren Sular, Pelin Buzluk, İletişim Yayınları, 2023.