Macaristan Seçimleri II: Muhalefet neden kaybetti, Orban nasıl kazandı?

Sırf liberal bir ekonomik programa sahip oldukları için totaliter liderlere destek vererek bu rejimlerin daha da güçlenmelerini sağlayan AB’nin bir özeleştiri vermesi gerekiyor ama bunun ahını tutmak, hesabını yapmak bizim işimiz değil.

Birlikten her zaman kuvvet doğar mı? Bir önceki yazımızda 2018 seçimlerinde birleşmediği halde toplamda yüzde 45 oy alan altı partinin 2022’deki seçimlerde birleşerek ancak yüzde 36 oy aldığını anlatmıştık. Muhalefetin birleşerek daha çok oy alması, hatta Orban’ı devrimesi beklenirken, 2010 yılında iktidara gelişinden bu yana Orban en büyük zaferini kazandı.

Orban’ın zaferi diğer gerici rejimler tarafından da heyacanla ve sevinçle karşılandı. Putin sonuçtan gayet memnun tabii ki. Makedonya’daki gerici parti VMRO-DPMNE lideri Hristijan Mitskoski o kadar sevindi ki, Budapeşte’deki seçim kutlamalarına bizzat katıldı. Zaten partinin eski başkanı ve Makedonya eski başbakanı, Makedonya yargısından kaçan Gruevski şu an Macaristan’da Orban’ın kanatları altında korunuyor.

Türkiye’de gerici/yandaş medya da bir hafta boyunca “altılı ittifak”ın yenilgisi ile gerekli benzetmeleri yaparak dalga geçti. Türkiye sevgisi ve sempatisiyle sosyal medyada sempati toplayan Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis Türkiye-Macaristan ilişkilerinin daha da gelişeceğinin müjdesini verdi, ki zaten Salı günü Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijarto yeni hükümetin ilk dış gezisini Ankara’ya yaparak bu konudaki dirayetini de göstermiş oldu.

Orban’ın seçim zaferine Brüksel üzülmüş görünüyor. Bunu bilen Orban zafer gecesinde şöyle konuştu: "Çok büyük başarı kazandık. Ay'dan bile görülebilecek bir zafer elde ettik, Brüksel'den göründüğü kesin." 

Orban, RTE ya da Vuçiç gibi liderlerin en çok yaptığı şeye başvuruyor: Karşısına dikilen muhalefetin motivasyonunu dış güçlere bağlamak. Gerici liderlerin en çok kullandığı demagojilerden biridir.

Fakat yalan da değil. Orban’dan hiç hazzetmeyen AB’nin Macaristan muhalefetine dolaylı destek verdiği biliniyor. AB artık totaliter liderlerle ilişkilerini gözden geçiriyor. Daha önce “semokrasilerin” stabilizasyonunu ön planda tutan AB bu tavrını yeniden gözden geçiriyor. Yıllardır stabilizasyonun hürmetine verdiği destekle liberal maskenin ardındaki otoriterliği görmezden geliyordu. Fakat bundan vazgeçmeye başladı AB. Yakın zamanda yayınlanan bir rapor AB’nin Batı Balkanlar’da demokrasiyi mi yoksa “stabilizasyonu” mu desteklediğini sorguluyor. Bu rapordaki ifadeleri Doğu Avrupa için genelleyebiliriz.

Sırf liberal bir ekonomik programa sahip oldukları için totaliter liderlere destek vererek bu rejimlerin daha da güçlenmelerini sağlayan AB’nin bir özeleştiri vermesi gerekiyor ama bunun ahını tutmak, hesabını yapmak bizim işimiz değil.

Kesin olan bir şey var: Doğu Avrupa’da totaliter ve gerici rejimlerin can suyunu AB vermiştir. AB’nin verdiği destekle iktidarlarını sağlamlaştırmışlardır ve ardından kendi programlarını uygulamaya koymuşlardır. Bunun nasıl olduğunu bizler çok iyi biliyoruz.

Orban da bu avantajı çok iyi kullandı tabii ki …

Orban’ın seçim zaferinin nedenlerine dönecek olursak, öncelikle Orban’ın seçimlerde türlü türlü hilelere başvurduğunu teslim etmemiz gerekiyor. Yalan, feyk haberler, iftiralar, muhalefet üzerinde uyguladığı “iptal kültürü”, dini ve milliyetçiliği istismar etmesi… Bunlar bizim de yakından tanıdığımız oyunlar. Fakat Orban uyguladığı başka politikalar ve dile getirdiği söylemlerle de kazandı.

Bunlardan ilki Rusya’nın Ukrayna’yı işgali.

Macaristan Rusya’ya en yakın AB ülkesi olarak biliniyor. Orban bu siyasi ortamda kıvrak bir hareketle savaşın dehşetini muhalefete yüklemesini bildi: “Ben seçilmezsem, bunlar Macaristan’ı Ukrayna’nın yanında savaşa sokar.” Orban’ın barış söylemi, Macar gençleri savaşa sürmeyeceğine dair söyleminin tuttuğu görülüyor. Yolsuzluk ve gerici kuşatmanın had safhada olduğu Macaristan’da Orban “barış söylemi”yle bir taşla üç kuş vurdu. Öncelikli olarak gündemi değiştirdi, ikincisi; seçmene muhalefetin dış politikadaki tecrübesizliğine ve sorumsuzluğuna inandırdı,  üçüncü olarak da Rusya’yla arasını açmadan becerdi bunu. Bu bağlamda Orban’ın seçimlerden önce Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin olarak seçmenlerin hissiyatlarını muhalefete göre daha iyi okuduğu görülebilir.

Seçmen Ukrayna’da ne olup bittiğiyle değil, Macaristan’ın bundan ne kadar etkileneceği ile ilgileniyor.

Hepimizin bildiği, daha doğrusu beklentisi şu: Saray Rejimi kadınların ve özellikle gençlerin oylarıyla gidecek! Benzer bir dinamik Macaristan’da da var ama özellikle gençlerin böylesine gerici bir rejime sırtını döneceği beklentisi boşa çıktı. Nasıl mı? Yanıt çok basit. Orban sorunun finansal yanını gördü ve direkt oraya müdahale etti: 25 yaş altı nüfusu gelir vergisinden muaf tuttu. Hali hazırda enflasyon oranı ve işsizliğin Türkiye’deki gibi zirvelerde olmadığını da hesaba katarsak, üstyapısal siyasi söylemin, hele hele kimlik siyasetinin, gençleri, kadınları gözeten hatta işi gerontofobiye kadar vardıran muhalif söylemin iş yapmadığı çok açık. Orban gençlerin bir kısmını bu sayede elinde tuttu. Üstelik de bunu yaşlıları üzmeden yaptı.

Bir de muhalefetin bir türlü ulaşamadığı bir kesimi de zaten hiç kaybetmeyerek önemli bir avantaj elde etti: Kırsal nüfus.

Orban’a en yüksek oy kırsal ve üstelik fakir bölgelerden çıkıyor. Macaristan’daki oy dağılımı haritasına baktığımızdaki Türkiye’deki muadili gibi rengi “turuncu” olan Fidesz-KDNP bloğunun Macaristan’ın neredeyse tamamını kendi rengine boyadığı görülüyor. (Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/2022_Hungarian_parliamentary_election)

Muhalefetin ise yaklaşık 10 milyon olan Macaristan’ın nüfusunun 1/5’ini kapsayan Budapeşte ve her biri 150’şer binlik nüfusa sahip Peç (Pécs) ve Segedin (Szeged) dışında varlığı yok gibi.

Bir önceki yazımızda Orban’ın liberalken nasıl da liberalizm karşıtı olduğunu yazmıştık. Seçim başarısının ardında yatan bir neden de bu. Macar seçmeni belki daha da tutucu olmadı ama Orban daha önce başka partilere giden tutucu-gerici oyları kendi partisinde toplamayı başardı. Liberalizmden vaz geçerek artık ihtiyaç duymadığı AB desteğinden vazgeçti ama gerici seçmenin oylarını topladı. Mesela aşırı sağcı Jobbik seçmenini kendi bünyesinde topladı, ki bir önceki seçimde Jobbik oyların yüzde 20’sini almıştı. Jobbik muhalefet bloğunda yer alarak seçmeninin büyük çoğunluğunu hem Orban’a hem de Jobik’ten ayrılan Bizim Ülkemiz’e (Mi Hazank) kaybetti.

Fakat bizce Orban’ın bu zaferinin ardında yatan en önemli faktör muhalefetin aday seçimidir. Sosyal-demokrasi tarihten ders almamaya yemin etmiş, belli. Neredeyse artık bir kaidedir: Gericiliğe karşı gerici bir adayla, muhafazakâr bir adayla mücadele edilmeyeceği defalarca kanıtlanmıştır. Türkiye’de CHP bunu Ekmeleddin İhsanoğlu ile acı biçimde tecrübe etti. (Bir daha yapar mı göreceğiz) Macaristan’da muhalefet de tam da bu ayarda bir ortak aday çıkardı.

Eski Fidesz’li dindar biri olan Marki-Zay yerine daha solda yer alan Klara Dobrev aday olsa fark eder miydi? Bilemiyoruz. Nitekim gerici, sağcı, dinci ve milliyetçi kült lider imgesine karşı mücadelede başka bir kült lider değil, sosyal-adaleti, refahı, toplumsal eşitliği ve hukuk devletini ön plana çıkaran bir programın şansı daha yüksek. Bunun nasıl olabileceğine ilişkin geçen sene Kosova’da seçimleri alan Vetevendosye hareketi örnek verilebilir. (Bkz. “Kosova’da yeni bir dönem mi?”) Orban karşısına devrimci bir program koyamayan, daha da kötüsü sağcı bir lider çıkaran Macaristan muhalefetinin bu başarısızlığı Türkiye’yi bekleyen seçimler için de bir şeyler söylüyor aslında.

Türkiye’nin ise Macaristan’la kıyaslayınca belli avantajları var. Örneğin Saray Rejimi’nin gençlere hiçbir şey veremeyeceği artık biliniyor. Dahası Türkiye’de muhalefetin sağcı bir aday çıkarması ülke solunun elini kolunu bağlamaz. Üçüncü ittifak girişimleri bu açıdan önemlidir.

Burada sorumuz şu: Macaristan solu, sosyalistleri, komünistleri, devrimcileri bu süreçte ne yaptı?

Bu da bir sonraki yazımızın konusu olacak.


dirimozkan@gmail.com

Özgür Dirim Özkan’ın İleri Portal’dan önce yayınlanan yazıları için:
http://yugoslavyayazilari.blogspot.com.tr/

Bazı yazıların İngilizce çevirileri için:
http://lettersfromyugoslavia.blogspot.com.tr/