Bahçeli’den ‘50+1’ çıkışı: 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir'

Bahçeli’den ‘50+1’ çıkışı: 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir'

Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın “yüzde 50+1” çıkışına yönelik açıklamalarda bulundu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yüzde 50+1” çıkışına ilişkin konuştu. Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir, işi bitince buruşturulup köşeye atılacak tek kullanımlık konjonktürle reçete hiç değildir” ifadelerini kullandı.

Devlet Bahçeli, MHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın “‘Yüzde 50+1’in değişmesi isabetli olur” açıklamalarına yönelik konuşan Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i de hedef aldı.

‘CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ GELİP GEÇİCİ BİR HEVES DEĞİLDİR’

Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Cumhuriyetin yeni yüzyılında, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin temin sürecinin başında en büyük kozumuz 16 Nisan Halk Oylaması ile yönetim sistemimizde yapılan zamanlar üstü reformdur. Bu reformun mimar başı Türk milletidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye Cumhuriyeti'nin 3. evreye geçişini sağlamış ve demokratik nitelikli sistemsel başarısını sonuçlandırmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin üzerine gölge düşürmek, tek adam rejimi iddiaları ile çamur atmak bizatihi milletimize saldırıdır. Devlet ve millet arasında uyum varsa, bunun ana kaynağı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Devlet hayatında çatlak sesler dinmiş, karar alma süreçleri seriye bağlanmış, bürokratik oligarşinin suyu kesilmiştir. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi işi bitince buruşturulup köşeye atılacak tek kullanımlık konjonktürle reçete hiç değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'nin istikbal haysiyetidir. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'nin istikbal haysiyetidir. Elbette aksayan, tekleyen yönleri varsa mutabakatla ele alınıp düzeltilmelidir. Her yönetim sisteminin bir özü, hukuki meşruiyetini sağlayan demokratik bir özelliği vardır. Güçlendirilmiş parlamenter sistem hedefi ile milletimizin huzuruna çıkan zillet ittifakı amaçladığı ruhsatı alamamıştır. Milli irade Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni teyit etmiştir. İster iyileştirilsin isterse de güçlendirilsin, parlamenter sistem ihya edilseydi dejenere olması, devlet yönetimini krize sokması mukadder bir hayat gerçeği haline gelirdi. Hamdolsun aziz milletimiz kötürüm siyasetin ayak oyunları ile yönetilemeyen Türkiye'ye müsaade etmemiştir. 

‘BU SİSTEMİN DEMOKRATİK MEŞRUİYET TEMELİ YÜZDE 50+1’DİR’

Sayın Cumhurbaşkanımız sistemin ana omurgası 50+1 oy hesabı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde seçim de seri olur demiştir. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor demiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın tespit ve değerlendirmeleri siyasetin kurulan ittifaklarının parçalı yapısına bakıldığında anlamlıdır fakat bu konuda bizim sözlerimiz yaptığımız açıklamalar, görüşler de bellidir ve değişmemiştir. 

7 Haziran 2018'de yaptığım konuşmada, 'Çok partili siyaset hayatımızda bu haliyle 16 Nisan oylaması bir milat, demokratik misak olmuştur. Yeni sistemde kutuplaşma en aza çekilmiştir. Barajın yüzde 50+1'e çıktığı göz önüne alındığında, partilerin ahlaki ittifaktan başka seçeneği kalmamıştır' demiştim. 

Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli yüzde 50+1'dir. Halk tarafından seçildiği ve hükümet TBMM'den güvenoyu almadığı için yönetimde istikrar ilkesi kendiliğinden gerçekleşmiştir. Yüzde 50+1 oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi çoğulcu demokrasinin dünyaya emsal olacak şeklidir. Milletvekili, belediye başkanı, muhtar seçmiyoruz. Cumhurun bütününü temsil edecek cumhurbaşkanı seçiyoruz. MHP olarak dün ne demişsek bugün de aynı görüşteyiz. Cumhur İttifakı olarak konuşarak, ortak yolun, makul çözümün anlayış ve uzlaşmayla yapılacağı inancına da sahibiz.

Cumhurbaşkanımızın açıklamasını çarpıtıp Cumhur İttifakı etrafında dolaşanları da adam yerine bile koymayız. Bazı zeka özürlülerin, Erdoğan, Bahçeli'yi sırtından atacak mı diye yazı kaleme almaları, AK Parti ve MHP arasında sorundan bahsetmeleri alçak bir teşebbüstür. Allah'a çok çükür siyasi hayatımız boyunca, burayı dikkatle dinleyin, kendi aranızda tartışırken de cevap verin, hiç kimsenin sırtına binmedik. Hiç kimseyi de sırtımıza bindirmedik. 

‘CUMHUR İTTİFAKI’NIN DEVAMINDAN YANAYIZ’

Sayın Cumhurbaşkanı ile diyaloğumuz hasbidir. Hiç kimse de aramıza giremeyecektir. Cumhur İttifakı ile ilgili polemik ve spekülasyon yapan güruhun durumu aynısıyla şudur. Sineğin akıllısı kiraza biner şehre gider, sineğin aptalı gübreye düşer, bunları gibi ahıra gider. Cumhur İttifakı'nda pazarlık yoktur. Biz zillet değil, Türk Milleti'nin kendisiyiz. Cumhur İttifakı'nın devamından yanayız, hiçbir şart altında kendi adımıza söylüyorum, ittifakın bozulmasına da geçit vermeyeceğiz. Kiminle istiyorsa görüşüp temas kurmasına destek verdik. Hatta partimizden ihraç edilen bir şahısla aynı kareye girmesine içimiz acısa bile ses çıkarmadık. Sanırım herkes mesajı anladı. 

ÖZGÜR ÖZEL’İ HEDEF ALDI

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı’nın İstanbul Kadıköy’de bir operaya HEDEP’lilerle birlikte katılması, sahne alan ve Kürdistan’dan bahsedip Türkiye’yi işgalci diye karalayan sözde bir sanatçının elini öpmesi utanç verici bir ayıp ve rezalettir.

Öpecek eli tanımayanların milletten tekme yemeleri mutlaktır. CHP gerçekten de sömürgeleşmiş, vesayet zincirine vurulmuştur. Bir bölücünün saygıyla elinin öpülmesi CHP’nin mazisini inkar, Türkiye’ye rest çekmektir. Bu sefil fikri kimin verdiği az çok bellidir. CHP Genel Başkanı maalesef kukladır, kuklacı ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında oturan zattır.